May 2013
1 post
bir de, “yaşadıklarım beni ben yaptı, hiçbirinden pişman değilim” diyenler var....
– http://veokadar.tumblr.com/
April 2013
2 posts
“bir hedef koyup o hedefe ulastigin zamana hayat demeye calisiyorsun su an ama aslinda o hedefe ulasana kadar gecen zamanin ismi hayat.” CSC
“Siktiret git abi” BB
“Cok sevindim.” HCK
“Ahahahaha” ACT
“Abiiiiiii” DK
“VALLAHA MI” YJY
“Burcu, cok tebrik ederim.” DNS
“Simdi mi soluyosun bana?” MT
...
Nisan
imkansız şey Şiir yazmak Aşıksan eğer; Ve yazmamak, Aylardan Nisansa.
Orhan Veli
February 2013
1 post
burasi bir romantik komedi olsaydi hayatimin tam su aninda asik olmam gerekirdi. neyse ki burasi bir romantik komedi degil. neyse ki.
January 2013
5 posts
t: FWD: CARSAMBA AKSAMINA PROGRAM YAPMA. CADDEYI CADDE YAPAN HERSEYDEN HIZLI KOSARIM DIYORSAN CARSAMBA 18:30DA CADDE RUN CLUB KOSUMUZA NIKE BAGDAT CADDESINE BEKLIYORUZ
b: cadde run club kosusu. kosu ismi mi bar mi belli diil
lakin varsan varim.
her sey de ayri.
oef ne gicik bi insan oldum ben.
t: hahahahahaha
b: caddeyi cadde yapan her seyden hizli kosmak ne sikimsonik bi slogan ayrica
porche mesela caddeyi cadde yapiyo da saatte 260a cikan insan var mi
t: sakin ol sampiyon
b: :D
icimde besledigim bir kin var t..
t: farkettim....
manyak gibi oyun oynuyorum 1 haftadir bosluktan. bosluk da fake bosluk aslinda bok gibi isim var. neyse. “Limbo” adindaki oyunda bir achievement var: don’t pull the lever just because you can. bu cumleyi dusunuyorum birkac gundur. oyunun amaci bu degildi sanirim ama zaten benim de amacim oyun oynamak degil.
yarin bir mulakatim var, ona calismak icin gecen sene alip A getirdigim...
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim...
son 3 gundur bekliyorum ki yolda yururken yol ayrilsin buz devrindeki buzullar gibi, ben icine duseyim, sonra da aynen kapansin. kimse gormesin, kimse bilmesin. desinler ki “sanki yer yarildi da yerin dibine girdi”. istiyorum ki yer yarilsin da yerin dibine gireyim.
gitsem gidemem kalsam kalamam sevsem sevemem sastim bu ise.
bir de ben bugun icine dogru aglamak nedir onu gordum.
kaac yildir durup durup “benim annem hayatimla ilgili hicbir seye karismiyo ben ne istersem onu yapiyorum, guzel sanatlar da okuyabilirdim yani muhendis olmak yerine” diyorum da, bugun farkettim oyle bir sey yokmus.
sex and the city’deki trey’i hatirlar misiniz, hah onun annesi benim annemmis megersem. “sunu sunu yap yapmazsan uf olur” diyen annenin sozu tabii...
December 2012
1 post
insanlar genelde benle tanistiklari halde hatirlamaz, ben de sinir olurum cok siligim insanlar benle tanistiklarini bile hatirlamiyo diye. az once bi insan benle tanistigini iddia etti ama tanismamistik. yani ben hatirlamiyo diilim gercekten tanismamistik.
bi tutturamiyorum.
bu da boyle bir animdir.
November 2012
2 posts
Always read stuff that will make you look good if you die in the middle of it.
– PJ O’Rourke
zorunda miyam?
x: abi ya hani ali'nin elinden saksafon sesi cikarttigi pihani parcasinin adi neydi?
y: sirasi diil abi.
x: ha ya peki ben. neyse.
October 2012
2 posts
yasadigi yeri terketme arzusundaki insan mutsuz insandir (kundera).
ben yasadigim yeri terketmek istemiyorum.
ama bu benim mutlu oldugum anlamina gelmiyor.
ben gitmesem bu sehir gidecek belki, sevdigim insanlar gidecek. ben gitmesem galata kulesini yikacaklar, ben gitmesem 3. kopruyu kuracaklar. ben gitmesem ayaklarimin altindan dogdugum sehri, ait oldugum ulkeyi alacaklar.
benim gitmem...
topyekün
iyi bir seyler okuyunca canim iyi bir seyler yazmak istiyor. okudugum cok az yazar kadar iyi oldum; ama zaten galiba olmasi gereken bu.
bir dizi, bir filmin etkisinde kaldiktan sonra ayaga kalkip bir yere giderken kendimi izledigim seydeki en begendigim karaktermisim gibi hissediyorum ve bununla bir problemim yok.
her hangi bir eski sevgilim bir kitap yazsa 8 kere okurdum hayatinda ne iz...
September 2012
2 posts
abi sen kizsin, cantanda islak mendil tasiman lazim..
– erkek arkadasim
August 2012
4 posts
Babamin Mac aldigini kesinlikle dusunemiyorum. Adam 5 yilda anca ogrendi...
– Serra
az önce lab’da çişim geldi. ben de tuvalete gittim. işedikten sonra elime sabun alırken zaman harcayıp sabunun özelliklerini ne kadar antibakteriyel olduğu bilgilerini falan okudum. o sırada bundan 10 yıl falan önce balede bi hareketi yapamadığımda, bütün hocalar bana piyanonun sesini bastırırcasına aynı anda hakaret ederek bağırırken kendime yapamadığım için sinirlenip tekrar başlamak için...
amerika’da apple internet sitesi üzerinden macbook pro ve case aldım, bulunduğum üniversitenin accountundan aldığım için de hediye olarak $100 hediye çeki verdi. iyi dedim ship dedim.
hediye çekini united states postal service ile, case’i ups ile, bilgisayarı ise fedex ile 3 ayrı günde yolladı.
teşekkürler apple. parçaları elime çabuk ulaştırmak için sürekli kargo yolu gözleyen bir...
ben bu sene ocak’ta mutsuzluktan ölmemek için 2 gün arayla Diyarbakır ve Hollanda gezileri ayarlamadan önce gezmeyi bu kadar sevdiğimi bilmiyordum. şimdi az sonra trene binip 4 saat yolculukla New Haven’a gidicem 1 günlüğüne. haftaya da New York’a yine 1 günlüğüne. 2 eylülde İstanbul’a dönüyorum 2,5 ay Philadelphia’dan sonra, 8inde de uçağım var Doğu...
July 2012
6 posts
tek başına yeni yaşamaya başlamış ve yemek yapmaya çalışanlara öğütler vol.1: makarna pişince büyür, sebze küçülür. allahaşkına düzgün ayarlayın porsiyonları maymun oldum 1 aydır yeminederim. ya artıyo ya aç kalıyorum..
çocukluk aşkım avusturalyalı ortaokul matematik öğretmenimin karısına facebookta rastladım, fotoğraflarını gördüm, saçları beyazlamış göbek salmış. ama gözleri aynı gülüyo.
bi de bugün amerika’da nargile içtim ve tüm masaya “nargile” demeyi öğrettim. nargileyle bira değil çay içileceğini de bir dahaki sefere uygulamalı öğreticem.
duş o kadar pis ki 3 günde bir yıkanıyorum. vücudum bu duruma gayet normal tepki gösterdi ve saçlarım resmen yağlanmamaya başladı 2 hafta sonunda. lab dışında da deney yapıyorum yani.
bugün fare eğitimim vardı, hayvanın gözünden kan bile aldım ama zaten zehirle çoktan öldürülmüş hayvanın boynunu kıramadım. eğitmene dönüp “yapamicam” dedim, yapmadan çıkamazsın dedi, hay mk diyip...
şu sıçtığımın odasında 2 şeyi seviyorum gerçekten: biri bilgisayarım diğeri de kettle. Bilgisayar arada sevgilimin yüzünü gösteriyor, kettle da sağolsun çay kahve yapıyor. hafta saymacanın 4ündeyiz. 6 kaldı.
öğlenin 2si, dışarda manyak gibi yağmur yağıyo, ben de salonun ortasında oturmuş dışarıyı izliip yemek pişirenlere gülüp online victoria’s secret’tan alışveriş yapıyorum. hayat fena diil, bi özledim işte onu da işte akşam skype’le olduğu kadar.
the bitch is back.
June 2012
2 posts
Your girl is lovely, Hubble.
– The Way We Were (1973)
x: saçmalama sen kedinin kuyruğuna bile basamazsın..
y: e kedinin kuyruğuna basamam tabii ama yeterince sinirlenirsem o adamı var ya..
May 2012
1 post
bence kurduğumuz her hayal bir paralel evren açıyor ve orada yaşanıyor. şimdiye kadar kurduğumuz bütün hayaller ise bir yerlerde bizim tarafımızdan yaşanıyor. verdiğimiz kararlar doğrultusunda yaşadığımız hayat ise bizim hayatımız. öldüğümüzde de bütün o paralel evrenlerin sonucunu görebileceğiz bence. ve iyi ki yaşadığım hayatı yaşamışım diyeceğiz. sonuçta en güzeli hissettiğimiz çünkü.
ben...
April 2012
3 posts
- (amfinin kablosunu sökerken) senin power kablonu çalıcam canım.
+ hea?
- amfiyle konuştum.
+ lan bana o kadar çabuk canım demedin..
- o amfiyi senden daha uzun zamandır tanıyorum ama. 4 yıldır burda o.
March 2012
4 posts
aynı hafta içinde 1 kere kusarken tuvaletin yanında, bir kere de yatakta ders çalışırken notların arasında uyuyakaldım. sonraki adımım işte koridorda yürürken falan uyuyakalmak sanırım.
hasret tükettim bittim be ceylan
Ruhsar diye bi dizi vardı. saçma sapandı. Ordaki kayınvalide salak bi kızdan bahsederken “o kız ayna posteri diye odasına ayna asar” dedi, 7 yaşındaki halimle bu espriye aylarca güldüm. annem gülmüyor diye de üzüldüm.
bi projede ayna grubundan ceylan parçasını çalıyoruz. geçen gün projenin koordinatörü arkadaşım beni gördü ve,
“Burcu sen hiç aynaya baktın mı!?” dedi.
son...
Favorite satc Quote
Miranda: You haven't had a crush since Big.
Carrie: Big wasn't a crush. He was a crash.
February 2012
16 posts
öldürmeyen acı güçlendirmiyormuş, sadece süründürüyormuş. bilin istedim.
sevgilisiyle ottan boktan kavga eden bütün arkadaşlarımın saçlarından tutup kafalarını birbirine hızla tokuşturmak istiyorum.
dışarıdan aldığımız kimyasal enerjiyi ATP’ye çevirip kullanmaktan daha hayati bence, içimizdeki aşk enerjisini yazıya çevirmek.
asıl ortaokuldan sonra ilk defa bi hocama crush’ım oldu onu napıcaz.
Özge hanım : Ama çok özlüyorum Ali Haydar
Ben : Çünkü kaburgalarınız var Özge hanım , birisi içinizden çıkarken kaburgalarınızı kırar
benim labında çalıştığım bir hocam var,
hocam sizinle şunu konucaşacaktım ne zaman gelebilirim diye mail atıyorum, yarın öğleden sonra gel diyor, 11.30’da karşılaşınca NEDEN GELMEDİN diye fırça atıyor
ve
bu konuşma sırasında dersini add/drop‘ta alacağımı söylüyorum, 2 gün sonra NEDEN ALMADIN diye kızıyor, eaa hocam add/drop’ta alıcam diyorum hea haftaya o dimi iyi diyor.
adam öğrencileriyle ilgilenmeyi yanlış...
olaya 2 farklı bakış açısı:
beni beğeneni ben beğenmem, benim beğendiğim beni beğenmez, yoksa ben tipsiz miyim hea? -ismail yk
aklım kaçıverdi yerinden bir gece vaktiydi, sevdiğim başka sevenim başka. -feridun düzağaç
şunu benimseyen insan 150 yıl yaşar:
I believe that everything happens for a reason.
People change so that you can learn to let go.
Things go wrong so that you can appriciate them when they are right.. You believe less so you eventually learn to trust no one but yourself. And sometimes, good things fall apart, so, better things can fall together. Marliyn Monroe
boşver, herkesin içinde bir yerler kanıyor.
mengüç
ben tırnaklarım kırık yaşayabiliyormuşum. hem de ben.
buz gibi soğukta sabahın 7sinde uyanıp, pijamalarımın paçalarını kıvırıp bok götüren alaturka bir tuvalete çişimi yapabiliyomuşum. devlet yurdunda, 2 kişilik okul yurtlarımız büyüklüğündeki bir odada 6 kişi yaşayıp da bunu kocaman odama döndüğümde deliler gibi özleyebiliyormuşum.